Kurslar ve Olanaklar
Bu sitede, Antalya’da yer alan Çeşitli Kurslar bölümü yanında bir de Türkiye çapında kullanılabilen Online Kurslar bölümü yer almaktadır. Bu yazıda konuşacaklarımız, hem yüzyüze verilen kurslar, hem de online (çevrimiçi) kurslar için geçerlidir. Her iki gruptaki kursların ele aldığı konular, çok çeşitli olabilir: Özellikle meslek kazandıran kurslar, hobi kursları, kişisel gelişim kursları ve kariyer kursları gibi, çerçevesi çok geniş, hatta belirsiz olabilen kurslar hakkında konuşacağız. Diğer kurslarda nelerin ele alınacağı aşağı yukarı belirgindir:
Ders destek kurslarında, kursun kaçıncı sınıf dersi ve okuldaki hangi ders ile ilgili olduğu önceden bellidir. Yabancı dil kurslarında, hangi dilin öğretileceği zaten belirlenmiştir. Sürücü kurslarının amacı, sürücü belgesi (ehliyet) almak için sürücü sınavında başarılı olmaya yöneliktir. Ancak, “Çeşitli Kurslar” başlığı altında ele aldığımız kurslar, genellikle kadrajı, çerçevesi, alanı, veya sınırları pek belirgin olmayan, kurs verenin belirlemesini gerektiren kurs şeklidir.
İşte bu yüzden, kurs plânı yapılırken, kursu veren kişi veya kurum, verilecek kursun önceden bir plânlamasını yapar, sınırlarını belirler. Bu çerçeve içinde kurs gerçekleştirilir. Öyle yapılmasaydı, o kurs belki yıllarca sürebilir, yine de tamamlanmış olmayabilirdi. Bu nedenle, kursun çerçevesi belirlenir ve bu çerçeve belirlenirken de, “uygulanabilirlik” önemli bir kriter olarak kullanılır.
Uygulanabilirlik, hem konunun fiziksel olarak yapılabilirliğini, hem de kursiyerlerin öğretilenleri gerçekleştirebilme olanaklarını göz önüne almak demektir. Yukarıdaki videoya benzer başka bir skeçte gördüğüm, bir reklâm ajansındaki beyin fırtınası toplantısını hatırlıyorum. Toplantıya katılanlardan birinin önerisi, “Taksim Meydanı’nı tamamen kaplayan büyük bir fanus yapalım…” diye başlıyordu ve tabii sözünün devamını getirmesi bile gerekmemişti. Bu öneri, burada söz ettiğimiz “fiziksel” uygulanabilirlik kriterine bir örnek olabilir.
Kursiyerlerin öğrendiklerini gerçekleştirebilirliğini göz önüne almak (veya almamak) konusu ise, yukarıdaki videoda mizah diliyle ele alınmıştır. Bir İngilizce kursunda, “kursumuzun bu birinci bölümü üç ay sürecektir. Bu üç aylık kurs sonunda 6 ay Amerika’da ve 6 ay İngiltere’de yaşayıp, tam bir yıl sonra buraya yeniden gelin. Kursumuzun ikinci bölümü olan İleri İngilizce aşamasına geçeceğiz” diyen bir kursveren, kursiyerlerden kaçının ikinci bölüme katılabileceğini hesaplamış olmalıdır. Bunu yaparken de kursiyerlerin sosyo-ekonomik durumunun buna uygun olduğundan emin olmalıdır.
Benzer şekilde, sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan bir kursiyer grubuna “3ds Max” kullanıcısı olmakla ilgili bir kurs veren kişi, ilk dersinde “herkes Autodesk 3ds Max yazılımınına yıllık abonelik yapıp gelsin” derse, ikinci derse kaç kişinin geleceği biraz şüphelidir. Kurs düzenleyen kurum veya kişiler bunu bilirler ve kurs programını buna göre düzenlerler. Zaten, burada bu konuyu ele almamızın nedeni de, bu konudaki (varsa) endişelerinizi ortadan kaldırmaktır. Genellikle, videodaki gibi bir durumla karşılaşmayacaksınız, içiniz rahat olsun. 😀
Zaten videodaki skecin sonunda ortaya çıkan alternatif öneri (TikTok), doğru bir öneri olduğu için değil, kursiyerlerin sosyo-ekonomik durumu hakkında bilgi vererek, çelişkiyi belirginleştirmek için senaryoya eklendiği belli olan bir şakadan ibarettir. Hiçbir profesyonel kursveren sizi bu tür bir çıkmaza sokmaz. ■