İçeriğe geç
Anasayfa » Öğretmen Adayının İç Düşmanları

Öğretmen Adayının İç Düşmanları

Öğretmen Adayı

Çok samimi bir düşüncemi söyleyerek başlamak istiyorum: Her türlü olumsuzluğa rağmen hâlâ öğretmen olmak isteyen birilerini bulabiliyorken, bu fırsatı değerlendirelim. Öğretmenlerimize değer verelim, onların iyi yaşaması ve motivasyonlu bir çalışma hayatlarının olması için, artık bir şeyler yapalım. Öğretmenlerin yaşadığı zorlukları ve onlara reva görülen haksızlıkları düşünürseniz, çok yakında öğretmen olmak isteyen hiç kimseyi bulamayacağımızı siz de anlarsınız.

Özellikle, çocuklarınız daha iyi eğitim-öğretim alsın diye onları gönderdiğiniz özel okullarda ve kolejlerde, öğretmenlerin ne kadar maaş aldığını biliyor musunuz? … Efendim? … Neyse ben söylemiş olmayayım, siz araştırın.

O Gün Gelecek mi?

Bir işyerinde gece bekçiliği yapsa, çok daha fazla maaş alacağını bildiği halde, özel okul öğretmenleri neden mesleklerinden vazgeçmezler? Hatta, çalıştıkları okulda hademe olsalar, maaşlarında önemli bir yükseliş yaşayacakları halde, neden öğretmenlikte ısrar ederler?

Çünkü öğretmenler, gerçekten özel insanlardır. Bir gün herşeyin düzeleceğine olan inançlarını hiç yitirmezler. Bir gün bu adaletsizlikler de sona erecek ve onlar da artık “fazla mesai ücreti” denen şeyi görebileceklerdir; devletin “öğretim yılına hazırlık ödeneği” (öğretmenin kâğıt, kalem, defter, kitap vs parası) olarak yılda bir kez verdiği 1.100 TL bile özel okul yönetimi tarafından ellerinden alınmayacaktır; günün birinde özel okul öğretmenliği de ev geçindirmek için yeterli bir maaşa kavuşacaktır. vs, vs…

Bu iyimser beklentiler, onları özel insanlar yapmaya yeterliyken; onlar bir de bizim ailede eğitim veremediğimiz, ele-avuca sığmaz, söz dinlemez çocuklarımızdan umutlu olmaya devam ederler. Bir gün o çocuklar akıllanacaktır, günün birinde hepsi hayatı anlayacak ve çevresine saygılı iyi insanlar olacaktır. Bizim umudu kestiğimiz çocuklarımızın her türlü saygısızlığına maruz kaldıkları halde, o çocuklarımız hakkında bizden daha umutludurlar.

Ayrıca, dört yıl eğitimini aldıkları öğretmenlik dışında bir iş yapmayı doğru bulmazlar. “Evet, herkes kendi branşında çalışmak hakkına sahiptir, ama o branş, herhangi bir başka iş kadar kazandırmıyor ki” dediğimde, “çocuklara bilgi vermenin, onları yetiştirmenin mesleksel hazzı”ndan söz eden, çok sayıda öğretmenler tanıdım. Herkesin paraya taptığı şu dünyada, “her şey para değildir” deyip, çocuklarımızın iyi ve bilgili insanlar olmasına kendilerini adayan bu özel insanlara, ne zaman değer vermeye ve haklarını ödemeye başlayacağız? O gün gelecek mi?

Öğretmen Olmak İçin Direnmek

Güldür Güldür ekibinin hazırlayıp sunduğu üstteki video, sıklıkla yaşanan gerçek bir aile-içi durumu yansıtmaktadır. Öğretmen olmak için atama bekleyen gençler, eğitim gördükleri kendi branşlarında çalışmak istiyorlar. Yoksa, onlar da bilirler, bir kafede garson olup, öğretmenlikten alacakları maaşın üç dört katını kazanmayı…

Öğretmen olmak için direniyorlar, çünkü bunun için eğitim aldılar. Bunun eğitimini aldıkları için de, bir ülkenin kalkınması için öğretmene ne kadar çok ihtiyacı olduğunu, en iyi onlar biliyorlar. İşte bu yüzden direniyorlar. Peki biz, hâlâ öğretmen olmak isteyen birilerini bulabiliyorken, devlet olarak, yurttaşlar olarak, özel okullar olarak, ne zaman onların bu çabasına destek olacağız? Onlar, o günün gelmesini umutla bekliyorlar, peki o gün gelecek mi?

Onu bilmiyorum. Ama böyle giderse, öğretmen olmak isteyen hiç kimseyi bulamayacağımız günler gelecek. işte eğitim dünyamız asıl o zaman hapı yutacak. Öğretmensiz bir ülke düşünebiliyor musunuz? Öğretmenlerin beklediği o gün gelir mi bilmem, ama bu dediğim gün, yakında gelecek.



.