Öğrenci Velilerinin Beklentileri
Devlet okullarında çocuk okutan velilerin beklentisi, çocuklarının iyi eğitim alması ve sonraki sınavlarda başarılı olmasıdır. Çocuk okulda diğer çocuklarla sosyalleşir, derslerde bilgi kazanır, mezun olduktan sonra da daha üst okulların giriş sınavlarına girer. Eğitim süreci içindeki nihai amaç, bu sınavlarda başarılı olmaktır.
Özel okullarda çocuk okutan veliler, diğer velilerin beklentisine ek olarak, onların biraz üstünde beklentilere de sahip olabilmektedir. Aldıkları bu hizmet için yüksek ücretler ödedikleri için, ek beklentileri olmasının normal olduğunu düşünmeleri, belki anlaşılabilir bir durumdur.
Ne var ki, bu durum çocuklarını olumsuz etkilediği zaman, doğru bir tutum olmaktan çıkar. Çocukların bu durumdan etkilenmemesi de mümkün değildir. Okula çok para veriyorum diye, küçücük çocuktan yetişkin insan performansı beklenmesi, en çok görülen örneklerdendir. Üstteki Güldür Güldür videosunda, üçüncü sınıftaki çocuğunun trigonometri problemleri çözmesini bekleyen anne (1:01:01), buna güzel bir örnektir.
Benim Çocuğum Dâhi
Özel okul veya devlet okulu ayrımı olmaksızın, tüm anne-babaların dileği, çocuklarının zeki, çalışkan, üstün özellikli birer çocuk olmasıdır. Bu durum, bir noktaya kadar normal görülebilir. Herkes, sahip olduğu her şeyin değerli olmasını istediği gibi, çocuklarının da üstün özellikli çocuklardan biri olmasını dilemek, elbette normaldir. Ancak, çevremize şöyle bir baktığımızda, bu normal dileği, pek de normal olmayan şekillere sokmuş olan bol miktarda veliler görüyoruz.
Her zaman her yerde söylenen, “çocuklarınızı yarış atı gibi görmeyin, onları birbirleriyle yarıştırarak, kendi egolarınızı tatmin etmeye çalışmayın” gibi sözlerden artık bıktığımızı tahmin ediyorum. Buna rağmen, “ama herkes kendi çocuğunu kolejlerde okutup, özel öğretmenler tutarken, ben bunu yapmazsam, benim çocuğum onlardan geri kalır” gerekçesiyle, aynı şeyi yapmaya devam ediyoruz.
Çocukların kolejlerde ve özel okullarda okuması, özel öğretmenlerden ders alması, yanlış bir şey değildir. Yanlış olan, bunun karşılığında, çocukların çocuk olduğunu unutup, onların yetişkin performansıyla mutlaka birer “dahi” olmasını beklemektir. Onların çocukluğunu yaşamasına izin vermemektir. Onlara çocukluğunu yaşatmak da, belli zamanlarda elinden tutup onu oyun parklarına, lunaparklara götürmek değildir.
Bu konuda hem söylenecek çok şey var, hem de söylenmesi gereken her şey, çeşitli ortamlarda milyonlarca kez söylendi. Bu nedenle, burada yapmak istediğim şey, artık bir şeyler söylemek değil, bir kez daha düşünülmesini sağlamaktan ibarettir. Bunun için de, yukarıdaki videoyu izlemenin yararlı olabileceğini düşünüyorum. ■