İçeriğe geç
Anasayfa » Pek Fedakâr Öğrenci Anneleri

Pek Fedakâr Öğrenci Anneleri

Fedakâr Anneler

Yaşamımız boyunca, sevdiklerimiz için çeşitli fedakârlıklar yaparız. Anne ve babamız için, kardeşimiz için, eşimiz için, çocuğumuz için, akrabamız için, arkadaşlarımız için, işimiz için, ülkemiz için, çeşitli özverilerde bulunduğumuz durumlar mutlaka vardır. Sevdiklerimiz için özveride (fedakârlıkta) bulunmak, iyi duygularla yapılır ve kendimizi iyi hissettirir.

Makûl miktarlarda yapılan özveri, bazı durumlarda kaçınılmazdır. Evlilikte, şirket sözleşmelerinde, uluslararası anlaşmalarda, iki tarafın karşılıklı olarak “uzlaşma noktasına” yaklaşması için yapılan “çift taraflı” fedakârlıklar bu türe girer. Ayrıca, küçük çocukların yetiştirilmesi sırasında yapılan özverilerde olduğu gibi, bazı “tek taraflı” fedakârlıklar da kaçınılmaz ve gerekli fedakârlıklara örnektir.

Çocuğumuz daha anne karnında varlığı göstermeye başladığı andan itibaren, anne ve baba olarak, yaşamımızı ona göre yeniden plânlamak zorunda olduğumuzu hissederiz. Bu durum, çok önemli ölçüde fedakârlıklar yapmak anlamına gelebilir. Çocuk doğduktan sonra da, kendi ihtiyaçlarımızı ikinci plâna atıp, onun ihtiyaçlarına öncelik veririz. Uykumuzdan, beslenmemizden, sağlığımızdan, zevklerimizden, kendimizle ilgili hayallerimizden vazgeçeriz,

Aşırı Fedakârlığın Zararları

Tüm bu fedakârlık çeşitlerinde önemli olan, onun “dozajı”dır. Makûl düzeyi aşan özveriler, önce fedakârlık yapana zarar vermeye başlar. Aşırı fedakârlık, kendini mağdur etme olayına dönüşür. Bizim aşırı özverilerimizin bize verdiği zararlar, karşı tarafa kazandırdığı yararlardan daha yüksek olmaya başladığında, artık durup, bu dengesizliği düşünmeye başlama zamanı çoktan gelmiş demektir. Üstelik bu durumda, uğruna özveride bulunduğmuz kişiler, artık bizim fedakârlıklarımız için teşekkür etme gereğini ve minnet duygularını kaybetmiş olur. Burada, belki psikolojik bir çözüm için profesyonel yardım alma zamanı da gelmiş olabilir.

Diğer yandan, aşırı fedakârlık, karşı tarafa da zarar verir. Biz “onun iyiliği için fedakârlık yaptığımızı” düşünürken, aslında ona kötülük yapıyor olabiliriz. Bu durum en çok çocukların gelişimi sırasında yapılan aşırı fedakârlık durumlarında geçerlidir. Bu tutum, çocuğun gelişmesini engeller. Çocuğumuzun kendi başına hiçbir şey yapamayan, tembel, bencil, üşengeç, beceriksiz, yeteneksiz kişiler olarak yaşamak zorunda kalmalarına neden olduğumuzu farketmeden, iyi bir şey yaptığımızı sanırız.

Ne Yapılmalı?

Bunun en yaygın örneği, çocuğun ödevlerini yapan anne babaların bu yanlış tutumlarıyla iyi bir şey yaptıklarını sanmalarıdır. Oysa bu durumda yapılması gereken, çocuğun evde ders çalışması ve ödevlerini yapması için uygun bir ortamı sağlamak, soruları olursa onlara en uygun cevapları vermek ve bilgiye ulaşmasını kolaylaştırmaktır.

Çocuğun ödevlerini yapmak dışındaki örnekler, üstteki Güldür Güldür videosunda, komedi amacıyla abartılmış olarak yer almaktadır. Eğer aşırı fedakârlık hastalığına yakalanmış olduğunuzdan şüpheleniyorsanız, veya çevrenizdeki insanlar size bu konuda uyarılar yapmaya başlamışsa, üstteki video dahil, bu konudaki kaynaklara göz atmanızı tavsiye ederim. Özetle, ilâcın bile fazlası zehirdir, bunu unutmayalım. ■



.