Sorunlu Öğrenci
Ailelerdeki çocuk eğitim uygulamalarının boşlukları, zamanımızda çokça olduğu için, çocukların birçoğu aile eğitimini ne yazık ki eksik olarak alıyorlar. Aileler bu durumdan şikâyetçi olsa da, kendilerinden kaynaklandığını kabullenmekte zorlanıyorlar. Birçoğu da, kendilerinin şanssız olduğunu, bu kötü durumun sadece onların başına geldiğini sanıyorlar. Oysa çocukların ailede eksik eğitim almaları çok yaygın bir durumdur ve eğitimciler tarafından çok iyi bilinmektedir.
Neden Böyle ki?
Bu neden böyle oluyor? Hiç kimseyi kırmadan, gocundurmadan, tepki almadan, bu sorunun yanıtını vermek mümkün değildir. Çünkü hiç kimse, hatanın kendisinde olduğunu kabul etmiyor. Sonuçta olan çocuklara oluyor. “Neden böyle oluyor” sorusunun yanıtını vermek yerine, bu konuda biraz düşünmenizi sağlayabilirsem, ne mutlu bana. Tanık olduğum bir olayı anlatayım:
Taş atarak tüm bir sitenin camlarını kıran çocuklara, site yöneticisi olarak engel olmaya çalışan birini düşünün. “Çocuklar, ne yapıyorsunuz?” diye seslendiğinde, “sen bize bağıramazsın moruk” diye cevap veren çocukların bu davranışı, ailelerinin gözünde “özgüveni yüksek” olarak açıklanıyor. Evet, saygısızlık değil, küstahlık değil, terbiyesizlik hiç değil, sadece “özgüvenleri yüksek.” Uzun “hatalar zinciri”, burada başlıyor.
Yaşları 8 ile 12 arasında değişen bu yavrucaklar, belli ki çok eğleniyorlar. Camları kırmak zaten eğlenceli bir “oyun” iken, şimdi bir de onları durdurmaya çalışan zalim adama hakaretler (pardon, özgüven sözleri) etmek oyuna ekleniyor, oyun daha eğlenceli duruma geliyor.
Çocuk Onlar, Nerden Bilsinler
Yönetici çocukları durduramayınca, diğer site sakinleri devreye giriyor. Ama ne ilginçtir ki, sadece camları kıran grupta çocuğu olmayan site sakinleri… Çocuklar, onların bağırmalarına da “özgüvenli” yanıtlar vererek, taşlamaya devam ediyorlar. Site sakinlerinin gözleri önünde, camları birer birer kırılıyor. İnsanlar çocukları tutup, ellerindeki taşları almaya çalıştığında, sanki bir yeri koparılıyormuş gibi çığlık atmaya başlayan çocukların imdadına, neyse ki aileleri yetişiyor.
Bu kahraman koruyucular ve kurtarıcılar, haksızlığa ve saldırıya uğrayan çocuklarının önünde durup, cam kıran grupta çocuğu olmayan site sakinlerine, aynen çocuklarının yaptığı gibi, “özgüvenli” şeyler söylemeye başlıyorlar. Sanıyorlar ki, çocuklarını sevip kollamak demek, onların yanlışlarını da sevmek ve savunmaktır. Bu bölümü atlayıp, sonraki site toplantısında konuşulanlara geçelim:
Cam kırarak eğlenen masum yavrucakların anne ve babaları sakinleşmiş, kendilerinin de mağdur olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Bunlardan biri, “Bizim yapabileceğimiz bir şey yok ki… Bizi de hiç dinlemiyor” diyerek, 11 yaşındaki çocuğuna söz geçiremediğini söylüyor. Hatta söylediğine göre, çocuğu evde ona da saldırıyormuş, yumruklar ve teklemelerle istediğini yaptırıncaya kadar bağırıyormuş. Zavallı anne, çocuğunun neden böyle olduğunu bilmediğini anlatıyor. Allah Allah, neden acaba? 😀 Çaresiz kadıncağız, neredeyse ağlamaklı…
Evinin camlarını yeniletmek için hatırı sayılır bir harcama yapmış olan site sakinlerinden biri, “siz bu çocuğa hiç mi ceza vermediniz, nasıl oluyor da hiç korkusu olmuyor, doğruyu yanlışı nasıl hiç bilmiyor?” diye soracak oluyor… Hemen birkaç “modern anne-baba” seslerini yükseltiyor: “Sen ne diyorsun? Çocuk dövülür mü? Bir fiske bile vurmadık. Dayakla eğitime karşıyız” falan filan…
“Hiç mi cezalandırmadınız” diye soran zalim adam önce susuyor, sonra, “Yahu, sebepsiz çocuk dövün demiyorum. Köpeğimi eğitirken, bükülmüş gazeteyle hafifçe vurunca köpek bile o sırada yaptığının yanlış olduğunu anlıyor. Dövmeyin, ama “ne yapabilirsin ki” diye soracak kadar pervasız olmasını da önleyin. Bu kadar da olmaz ki, neyin doğru neyin yanlış olduğunu hiç bilmiyorlar, en ufak bir fikirleri bile yok” dediğinde, “zavallı” mağdur annelerden biri, haklı bir söz söyleyecek olmanın gururuyla göğsü kabararak ayağa kalkıp, diğerlerinden alkış beklercesine bir tavırla adeta haykırıyor:
—— “Çocuk onlar, nerden bilsinler?!!” … …
İşte yüzyılın “modern” annelik-babalık anlayışını özetleyen harika söz… Çok haklı. Anne-baba olmak, çocuğu doğurmaktan ibaret olduğuna göre, aileler ona hiç eğitim vermek zorunda olmadığına göre, yavrucaklar doğruyu yanlışı nereden bilsinler? … Neyin doğru, neyin yanlış olduğu bilgisi, ileri yaşlarda onlara vahiy yoluyla gelecek, nasıl olsa…
Haaa… Bir de, yaşı gelince çocuğu alıp okula götürürsün, artık çok geç de olsa, oradaki öğretmenler versinler eğitimini… Okulda ödül-ceza sistemi uygulamaya kalkan olursa, “öğrenci velisi” sıfatıyla hemen gidip o öğretmene de haddini bildirirsin, eğitim konusunda onun da elini kolunu bağlarsın… “Sadece ödül” vermeyi onlar da öğrensin, di mi ama?.. Sonra da “Okul da eğitim veremedi işte” deriz, özgüvenli çocukların mükemmel anne-babaları olarak… Aferin bize, vah ki vah çocukların durumuna… ■